Tüm Zamanların En Büyük MMA Rekabetleri!

0
335


Kafesin veya ringin içerisinde rekabet olması için dövüşçüler arasında illa düşmanlık olması gerekli değil. Ancak bazı düşmanlıkların kafes içerisinde yaşanan rekabete katkısı olduğu da yadsınamaz bir gerçek. Bu yazıda sizler için MMA tarihinde bilinen en büyük rekabetleri derledik.

Ken Shamrock vs. Royce Gracie

Öncelikle belirtmek gerekir ki bu ikili bugüne kadar tam üç kere karşılaştılar. UFC’nin tarihindeki ilk etkinliği olan ve tüm dövüş sanatları ustalarının davet edildiği UFC 1’de gerçekleşen turnuvada, çelimsiz görünen 27 yaşındaki genç dövüşçü Royce Gracie, Brazilian Jiu Jitsu (BJJ) sanatını muhteşem bir şekilde temsil etmiş ve üç rakibini de ilk rauntta pes ettirerek turnuvanın galibi olmuştu. O gece ikinci rakibi Ken Shamrock ile ilerleyen zamanlarda iki kere daha karşılaşmıştı. UFC 5 gecesinde yaptıkları dövüş tamı tamına 36 dakika sürmüş ve kazanan çıkmamıştı. İki dövüşçü yine en son dövüşlerini 2016 yılında birbirleri ile yapıp kariyerlerini sonlandırdılar. Dövüşün kazananı rakibini diz ve yumruk darbeleri ile ilk rauntta yıkan Royce Gracie oldu. Bu ikili toplamda 40 dakika dövüşerek büyük bir rekabetin baş aktörü oldular.

Ken Shamrock vs. Tito Ortiz

Huntington Beach’in asi çocuğu Tito Ortiz ile Ken Shamrock arasında geçen rekabet, boksta ve diğer branşlarda sıkça karşılaştığımız ancak MMA terminolojisinde henüz yer edinmemiş “trash talk” kavramının bu spora da girmesini sağlamıştı diyebiliriz. Birbiri hakkında sürekli kötü konuşan bu ikili octagonu üç kere paylaştılar ve karşılaştıkları müsabakaların üçünden de Tito Ortiz galip geldi. Aslında galibi belli olan bu rekabeti listeye almamızın en önemli sebebi şu an UFC’nin en eğlenceli kısımlarından bir tanesi haline gelen press conference kültürünün tohumları da bu rekabette atıldı diyebilmemizdir. Trash talk olayını fazlasıyla abartan ikili UFC’e fazlasıyla izleyici çekmeyi başardılar. Tito Ortiz’in Ken Shamrock’un kardeşi Frank Shamrock’a mağlup olması da bu rekabeti canlandıran noktalardan bir tanesiydi.

Randy Couture vs. Chuck Liddell

UFC’i UFC yapan dönüm noktalarının en önemlisi Stephan Bonnar ve Forrest Griffin arasında gerçekleşen The Ultimate Fighter sezon 1 final dövüşüydü. Bunu daha önce UFC tarihinin en önemli dövüşü başlıklı yazımızda paylaşmıştık. Yazıya buradan ulaşabilirsiniz. O sezonun başrolleri, yani mavi ve kırmızı takımın koçları olarak seçilen dövüşçüler UFC’nin iki efsanesi Randy Couture ve Chuck Liddell idi. Bu ikili toplam üç dövüşte yaklaşık 20 dakika kafesi birlikte paylaştılar. İki dövüş sonunda durum 1-1 iken son dövüşü nakavtla alan Chuck Liddell bu rekabete son vermiş oldu.

Chuck Liddell vs. Tito Ortiz

Bu ikiliyi daha önce bu yazımızda detaylıca yazmıştık. Tito Ortiz ikisinin de son döneminde 2018 Kasım’ında Chuck Liddell’i nakavt ederek şeref golünü atmış olsa da rekabetin galibi kesinlikle Chuck Liddell’dir.

Wanderlei Silva vs. Quinton Jackson

PRIDE organizasyonunu MMA fanları çok iyi bilir. Pek çok büyük dövüşçü UFC’e geçmeden önce PRIDE organizasyonu için dövüşüyordu. Çok büyük şovlara sahip olan ve sürekli turnuvalar düzenleyen PRIDE’da iki dövüşçü vardı ki birbirinden gerçekten nefret ediyorlardı. Bu ikilinin dövüşünü promote etmek için ekstra bir şey yapmaya bile gerek yoktu. Gerek backstage dediğimiz sahne arkasında birbirlerine ettikleri hakaretler, gerekse ringin içerisinde birbirini öldürmek istercesine dövüşmeleri bu rekabeti heyecanlı kılmaya fazlasıyla yetiyordu. Wanderlei Silva ve Quinton Jackson rekabeti 4 dövüşü içine alan büyük bir rekabetti. Bu dövüşlerin ikisinden Wanderlei Silva galip gelirken diğer ikisini Quinton Jackson kazanmayı başardı. Bu dört dövüşün tamamı kelimenin tam anlamıyla “brutal” nakavtlara sahne oldu.

Georges St-Pierre vs. Matt Hughes

Matt Hughes UFC’de bir zamanlar hafif orta siklette karşı konulamaz bir güçtü. Önüne gelen herkesi inanılmaz güreşi, kardiyosu ve sağlam çenesi ile adeta domine eden Hughes bir dönem mağlubiyet yüzü görmedi. Bir alt sikletten kendisine meydan okuyan bir diğer efsane BJ Penn’e yenilse de bu dövüş sonrası art arda Georges St-Pierre, Frank Trigg, Royce Gracie gibi isimleri domine edip BJ Penn’i de rövanşta nakavt ederek adeta dokunulmaz bir duruma bürünmüştü. Tam o dövüşün bitiminde GSP’nin octagona girerek yaptığı meydan okuma açıklaması halen MMA severlerin dalga geçtiği ve güldüğü bir “meme” haline gelmiştir: “I am not impressed by your performance”. Bu cümleyi seçmesi ve bunu söyleyiş tarzı GSP’nin kişiliğini yansıtan bir durum esasında. Trash talk’u beceremeyen ve gücünü octagonda gösteren, ve zaten de bu yüzden saygı duyulan belki de tüm zamanların en iyisi GSP rövanşta Matt Hughes’ı nakavt ederek Matt Hughes dönemine son vermiş, kendi döneminin başlangıcını sağlamıştı. Artık sikletin yeni Matt Hughes’u genç kuşaktan gelen GSP idi. Tabi bu dövüşün hemen ardındaki Matt Serra kazasını saymazsak. Bu ikilinin son dövüşünde GSP Hughes’u pes ettirerek dövüşü kazanmış ve rekabeti 2-1 kendisinin lehinde sonlandırmıştı.

Dominick Cruz vs. Urijah Faber

Seneler 2000 lerin ortalarını gösterdiğinde alt sikletteki dövüşçülerin çoğu WEC adındaki daha sonra UFC tarafından alınan efsane organizasyonda yer almaktaydı. O dönem “California Kid” lakaplı genç adam burada adeta bir süperstardı. Kemeri uzun süre elinde tutan Urijah Faber, genç Dominick’i 2 dakikanın altında bir sürede pes ettirerek belki de bu genç adamın başına gelen en iyi olayın olmasını sağladı. Çünkü Dominick Cruz bu dövüşten sonra tam 13 kere üst üste galip gelerek UFC’de kemer sahibi olmanın yanı sıra adını efsanelerin arasına yazdırdı. Bu ikili daha sonra iki kere daha dövüştüler ve toplam 50 dakika boyunca octagonu paylaştılar. İki yaman dövüşten de galip ayrılan Dominick Cruz oldu ve kariyerinin bu en önemli rekabetinden galip ayrılmayı başardı.

Anderson Silva vs. Chael Sonnen

“Trash talk” diyince herkesin aklına gelen ilk isimlerden olan Chael Sonnen, 2000li yıllarda orta sikleti domine eden yenilmez süper adam Anderson Silva’yla dövüşebilmek için her dövüşte ona sataşmaktan geri durmadı. Anderson Silva Sonnen’i çok ciddiye almasa da günü geldiğinde ikili octagonu paylaşmak durumunda kaldı. Rakibe sözlü sataşma olayını abartan Chael tüm Brezilya halkını aşağılayıcı pek çok ifade kullanarak bu rekabeti bambaşka boyutlara taşımıştı. UFC 117 gecesini unutmamız mümkün değil. Tam 5 raunt boyunca hepimizin adeta dokunulmaz bildiği Anderson Silva’yı pataklamayı başaran Sonnen, dövüşün bitimine 2 dakikadan az bir süre kala, bir anlık hatayla kendini Silva’nın “Triangle choke” tuzağında buldu ve daha sonra ordan “Armbar”a geçen Silva inanılmaz bir geri dönüş yaparak kemerini korumayı başardı. Bu olağanüstü galibiyete rağmen pek çok kişi Sonnen’i Silva’nın kriptoniti olarak gördü. Yine pek çok çalkantılı olaydan sonra (Sonnen’in dopingli çıkması gibi) bu ikili yeniden dövüştü ve benzer başlayan dövüşün ikinci raundunda Silva dövüşü kazanarak Sonnen rekabetini sonlandırdı.

Ronda Rousey vs. Miesha Tate

Tabi böyle bir liste yapıp kadınlara yer vermezsek ayıp olur! MMA tarihinin en büyük kadın süperstarı Ronda Rousey, 2008 olimpiyatlarında altın madalya aldıktan sonra MMA arenasına adım atmış ve Strikeforce organizasyonunda adını iyice duyurmuştu. Buraya geldiğinde veteran Miesha Tate ile dövüşmüş ve meşhur “armbar” ile Tate’i pes ettirmeyi başarmıştı. Tate Rousey’e kafes dövüşü Judo’ya benzemez diyerek pek çok kez sataşmıştı ve Rousey tarafından mağlup edildiğinde pek çok kez rövanş istediğini belirtmişti. UFC’nin Strikeforce’u satın almasından sonra bu ikilinin yolu yeniden kesişti. Normalde Cat Zingano ile TUF şovu sunması beklenen Rousey, Zingano’nun sakatlanmasından sonra kendisini bir anda Tate ile televizyon çekimlerinde bulmuş ve zaten nefret ettiği bu ismi karşısında görünce iyice çileden çıkmıştı. Tüm TUF sezonu boyunca bu ikilinin birbirlerine sataşmalarını izledik. Özellikle Rousey izleyenleri adeta kendisinden soğutan bir performansla sezonu kapatmasına rağmen bu rekabetin daha çok takip edilmesini de sağlamış oldu. UFC’deki mücadeleyi de Rousey kazandı ve bu rekabet de böylece sona ermiş oldu.

Claudia Gadelha vs. Joanna Jedrzejczyk

Bir diğer kadın rekabeti de Claudia Gadelha ile eski şampiyon Joanna Jedrzejczyk arasında yaşanmıştı. İkili siklet yeni kurulduğunda o dönem şampiyon olan Carla Esparza’nın karşısına çıkmak için birbirleriyle dövüşmüş ve üç raunt sonunda galip gelen ayrık hakem kararı ile Joanna olmuştu. Sonraki süreçte Joanna şampiyon olup rakiplerini bir bir domine ederken, Claudia’da kemere giden basamakları tekrardan çıkmak zorunda kalmıştı. Sonunda yolları tekrar kesişen ikili yine bir TUF şovunda bir araya geldi. Çekimleri oldukça arbedeli geçen bu şovun ardından ikili yeniden octagona girdiler ve 5 raunt sonunda kazanan hakemlerin ortak kararıyla Joanna oldu ve hafızalarda yer edinen bu rekabetin galibi Joanna olmuş oldu.

Fedor Emelianenko vs. Antonio Rodrigo Nogueira

Tüm zamanların en iyi iki ağır sikleti kim diye sorsak eminim bir PRIDE fanı çıkıp Fedor ve Big Nog diyecektir. 2000’li yılların başında PRIDE dünyayı kasıp kavururken ağır siklette fiziksel dezavantajına rağmen BJJ ile rakiplerini pes ettiren, adeta dövüşlerinde ölüp ölüp dirilen bir adam uzun bir süre ağır siklette hüküm sürdü: Antonio Rodrigo Nogueira. Ta ki Fedor Emelianenko PRIDE’a ayak basana kadar. Üç kere dövüşen ikilinin ilk dövüşünü Fedor kazanıp kemeri Big Nog’tan almıştı. Daha sonra rakiplerini yenip Fedor’un karşısına çıkmaya hak kazanan Big Nog, bu dövüşte çarpışma sonucu Fedor’un kaşında büyük bir kesik oluşmasına neden olmuş ve bu durum ikiliyi üçüncü kez ringe çıkmaya zorlamıştı. İlk dövüşün neredeyse bire bir aynısı bir müsabaka sonucunda Fedor Big Nog’u yine mağlup etmiş ve o dönemin en iyi ağır siklet dövüşçüsünün kendisi olduğunu herkese göstermişti.

Jon Jones vs. Daniel Cormier

UFC tarihinin en genç şampiyonu Jon Jones, hafif ağır siklette önüne gelen herkesi duman ederken Strikeforce ağır siklet şampiyonu Daniel Cormier UFC’e katıldıktan sonra gözünü Jones’a dikmişti. UFC’de ağır siklet olarak devam ettikten sonra yakın dostu Cain Velasquez’in şampiyon olmasından ötürü bu siklette hedefi olmadığını açıklayan DC, hafif ağır siklete düşme kararı almıştı. Birkaç ısınma dövüşünden sonra Jon Jones’un karşısına çıkan DC 5 raunt sonunda Jones’a mağlup olmuş ve kemer hayalleri başka bir bahara kalmıştı. Bu dövüşün öncesinde pek çok kez sözlü olarak kavga eden ikili birbirlerine ölüm tehditleri dahi savurmuştu. Hatta medya gününde birbirleriyle fiziksel temasa kadar giden ikili için bu rekabetin devamı geleceği bariz bir şekilde ortadaydı. Jones’un yaşadığı kişisel olaylar (hamile kadına çarpıp olay yerini terketme, kokain kullanımı vs.) sonrasında kemerin kendisinden alınmasıyla birlikte DC, Gustafsson ve Anthony Johnson’ı mağlup ederek kemeri almış ve Jones’un geri dönüşünü beklemeye koyulmuştu. İkili tam UFC 200 gecesinde dövüşecekken Jones yasaklı madde tespitiyle dövüşten men edilmiş, DC Anderson Silva ile dövüşmek zorunda kalmıştı. Sonunda yolları tekrardan UFC 214’de kesişen ikili çok çekişmeli bir dövüşün üçüncü raundunda hiç beklenmedik bir kafaya tekme ile Jones’un galibiyetine sahne olan gece son kez dövüşmüştü. Lakin Jones’un kanında yine yasaklı madde tespit edilmiş ve kemer elinden alınarak Daniel Cormier’a verilmişti ve galibiyet geçersiz sayılmıştı. DC, Brock Lesnar ile dövüştükten sonra Jones ile son kez ağır siklette dövüşebileceğini söylemesine rağmen çoğu mma takipçisi bu dövüşün bir daha gerçekleşmeyeceğini düşünüyor.

Conor McGregor vs. Nate Diaz

Yıl 2015’i gösterdiğinde Conor McGregor sene başında “bu sene benim senem olacak ve tüy sikleti temizleyeceğim” tahmininde bulunmuştu. Tarih 12 Aralık 2015’i gösterdiğinde Jose Aldo’yu yalnızca 12 saniyede nakavt ederek bu hedefini başarıyla tamamlayan Conor, 2016’da gözünü bir üst siklet olan hafif siklete dikmişti. 2016 yılı sonunda iki kemeri birden taşıyacağını söyleyen Conor’ın, Aldo ile dövüşünden hemen 3 ay sonrası için hafif siklet şampiyonu Rafael Dos Anjos ile dövüşeceği açıklanmıştı. Dövüşe yalnızca 10 gün kala RDA’in sakatlanmasından sonra bu dövüşü parasal değerinden ötürü çok kez kovalayan Stockton’ın asi çocuğu Nate Diaz’a fırsat doğmuştu. Bu fırsatı geri çevirmeyen Nate o güne kadar ki en büyük PPV (pay per view) hasılatını veren UFC 196 gecesinde Conor McGregor’u ikinci rauntta pes ettirerek MMA dünyasını şoka uğratmıştı. Tabi dövüş Nate’in kilo durumundan ötürü hafif sikletin bir üstü olan hafif orta siklette gerçekleşmişti. Çünkü o kadar kısa sürede Nate’in Cabo’da bira içerek geçirdiği tatil günlerinde aldığı kiloları vermesi mümkün değildi. Rekabeti her daim seven Conor her ne kadar emekli olduğunu söyleyen açıklamalar yapsa da UFC ile para konusunda anlaştıktan hemen sonra hiç vakit kaybetmeden rövanş için kolları sıvamıştı. Yalnız rövanşta hafif orta siklette olacaktı. Bir dövüşçü için 1 sene içerisinde bu kadar farklı siklette dövüşmek her ne kadar tehlikeli olsa da bahsettiğimiz adam Conor McGregor. İkilinin press conference kayıtları halen YouTube’da en çok izlenen basın toplantılarını içermekte. İnanılmaz bir “trash talk” ve keyifli atışmaların sonucunda ikili yeniden octagona girdi ve UFC 196’ı da geçerek yeni bir PPV rekoru kırdılar. Dövüşün kazananı muazzam keyifli geçen ve izleyenleri bir an olsun oturtmayan 5 raunt sonucunda Conor McGregor oldu. Conor bu dövüş sonunda UFC hafif siklet kemerini Eddie Alvarez’den almış ve halen Nate’e üçüncü dövüşü borçlu olduğunu belirtmişti. Acaba ilerleyen zamanlarda bu yarım kalan rekabetin sonunu görebilecek miyiz?

Frankie Edgar vs. Gray Maynard

İnanması güç ama bu ikili octagonda yaklaşık 60 dakika geçirdiler! Rekabet deyince, akla gelen en önemli müsabaka serisi şüphesiz bu iki isimden çıktı. 60 dakika boyunca birbirlerini pataklayan bu ikili UFC tarihinin belki de en mükemmel dövüşlerinden ikisine ortak oldular. UFC hafif siklette BJ Penn rüzgarı eserken arkadan gelen çok yetenekli güreş tabanlı dövüşçüler mevcuttu. Bu dövüşçülerden ikisi Frankie Edgar ve Gray Maynard’dı. İkili birbiriyle ilk dövüştüklerinde ikisi de namağluptu ve 3 raunt sonunda bariz güç farkını hissettiren Maynard rakibi Edgar’ı mağlup etmeyi başardı. İlerleyen süreçte iki dövüşçü de üst üste galibiyetler alırken şampiyon BJ’in karşısına çıkma şansını yakalayan Edgar efsane ismi mağlup ederek UFC yeni şampiyonu olmayı başardı. Tabi kemeri kaybeden isim BJ Penn olunca rövanş da kaçınılmazdı. Rövanşta BJ’i kemeri kazandığı dövüşten daha net bir şekilde dövmeyi başaran Edgar kemeri sağlama alıp yeni meydan okuyucusunu beklerken herkesin aklında bu isim hakkında tek bir kanı mevcuttu: Gray Maynard. Frankie Edgar’ı mağlup eden tek isim ve namağlup. Müsabakanın ilk raundunda Maynard deyim yerindeyse Edgar’ı perişan etti. İkinci rauntta da üstünlüğü koruyan Maynard, Edgar’ın muhteşem azmi ve kırılmayan dirayetine karşı koyamayıp son üç raundu kaybetti ve dövüş 5 raunt sonunda berabere sonuçlandı. Dövüş sonrasında otoriteler ortak bir kararda bütünleşemedi ve hemen rövanş yapılması kararlaştırıldı. İkinci müsabakaya çok benzeyen dövüşte yine ilk rauntta Maynard rüzgarı esti. Ancak lakabı olan “The Answer” ı sonuna kadar hakeden Edgar, Maynard naparsa yapsın dövüşten düşmedi ve ayakta kalıp her hamleye cevap vermeyi başardı. Dövüşün 4. raundunda Maynard aldığı ağır bir sağ kroşe ile octagonun demirlerine doğru yığıldı ve kan kokusunu alan Edgar rakibini nakavt ederek rekabeti orada sonlandırdı. Yaklaşık 60 dakika dövüşen ikili son iki müsabakada izleyenlere inanılmaz keyifli iki dövüş izletmeyi başardı ve UFC tarihine bu rekabet ile isimlerini altın harflerle yazdılar. 

Diğer büyük rekabetler:

Frank Mir vs. Brock Lesnar

Kazushi Sakuraba vs. Gracie Ailesi

TJ Dillashaw vs. Cody Garbrant

Cain Velasquez vs. Junior Dos Santos

Frankie Edgar vs. Ben Henderson

GSP vs. BJ Penn

 



CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here