Khabib Nurmagomedov’un Rus Televizyonuna Verdiği Röportaj Türkçe Olarak Yalnızca FightWorldTurkey’de!

0
223


Khabib Rusya’nın TRT’si olan TV-Channel 1’e Conor McGregor maçı sonrasında çok büyük bir röportaj verdi. Khabib Nurmagomedov bu canlı yayında çok önemli konulara değindi. Dağıstanlı dövüşçü vermiş olduğu röportajda dövüşü, UFC’e verdiği ültimatomu, Putin ile olan buluşmasını, dövüş öncesi yaşadığı anksiyeteyi, şampiyon olmanın nelere mal olduğunu, dövüş öncesi yaşanan trash talk furyasını, Conor’ın dövüş öncesi yüz ifadesinin ona hissettirdiklerini, çocukken ayılarla güreşmesini ve diğer merak edilen pek çok konuyu değerlendirdi. Röportaj tamamen Rusça olduğu için çoğu yurt dışı kaynaklı sitede dahi kendine yer bulamadı. Ancak FightWorldTurkey ailesi olarak sizler için Türkçe’ye çevirdik! Hepinize keyifli okumalar diliyorum!

S = Soru

C= Cevap

(x:xx) = videodaki zaman

S: Evet Khabib, Nasıl hissediyorsun?

C (2:03): Biraz heyecanlıyım açıkçası. Herkese çok teşekkür ediyorum.

S: Heyecanlı olduğuna inanmam Khabib, şu atmosfere bak ne kadar da dost canlısı! Hele ki Conor’la olan buluşmalarınla kıyaslayınca.

C: Hiç sanmıyorum çünkü, kafeste olan şey benim antremanlarda her gün tecrübe ettiğim bir durum, fakat şu an ki durum benim için var olanın dışında biraz, ama yavaş yavaş bu duruma alışmaya başladım.

S: Dövüşten sonra her şeyi bir kenara bırakıp biraz da olsa dinlenme fırsatın oldu mu?

C (2:39): Açıkçası biraz uyumayı çok isterim, en azından şöyle bir 5 saat filan, ama uçup duruyorum ve birazcık jet lag durumdayım. Ama sorun değil, Amerika’daki koçum Javier Mendez bana bir keresinde şöyle demişti. Ona etrafta olan kameralardan bir çok reklam markalarının görüşmelere gelmesinden tanıtımlardan yorulduğumu, bunaldığımı söylemiştim. Artık biraz antreman yapmak istiyorum kameralar olmadan kimse olmadan etrafımda. O da bana ‘Evlat, eğer bu kameraları etrafında istemiyorsan yapman gereken tek şey kaybetmek. Eğer kazanmaya devam etmeyi istiyorsan kapa çeneni ve antreman yapmaya devam et!’ demişti.

S (3:57): Kemerin şu an nerede?

C: Evde, onlara kafeste dedim ki eğer kuralları ya da yasayı çiğnediysem beni nezarete atabilirsiniz, ama bana kemerimi verin. Çünkü ben Octagon’da yapmam gerekeni yaptım, rakibimi yendim. (alkışlar). Çok teşekkür ederim. Rakibimi yendim ve gayet düzgün bir dövüştü, teke tek! Otuza karşı bir değil, hatırlarsınız otobüse saldırı yaptıkları zamanı. Bana kafeste Dana yirmi bin üzgün ve kızgın taraftar olduğunu söyledi ve benim iyiliğimden endişelendiklerini ve bu yüzden kemeri soyunma odasında teslim edeceklerini söylediler. Ben de onlara bunun o kemeri herkesin önünde belime takmaları kadar tat vermeyeceğini söyledim. Tabi bunu yapmadılar, ancak soyunma odasında bana kemerimi verdiler. Kemer şu an için bende, endişelenmeyin o emin ellerde.

S (5:09): Evet seni kemerle görmeyince herkes bir an meraklandı ve acaba dedi kendi kendine. Kemeri kaybetti mi yoksa gibi bir soru işareti oluştu. Peki instagram adresinden paylaştığın yazıda paranı tutup seni cezalandırabileceklerini söyledin. Bunları derken ciddi miydin?

C: Hem de çok ama çok ciddiyim. Eğer bana para ve şöhret hakkında soracak olursanız, eğer iyi bir insan çok fazla paraya sahipse ben bunda yanlış olan bir şey görmüyorum fakat para hayattaki her şey midir? Benim için değil. Bu dövüşte benim için önemli olan şey onurdu, ailemin onuru! Vatanımın şerefi- biliyorsunuz rakibim bunların hepsine hakaretler etti. Tek bir an dahi oraya bir “müsabaka” ya çıkıyorum mentalitesiyle çıkmadım. Ben orada bir savaş için bulundum. Biliyordum ki birisi kaybedecek, ama sonuna kadar gitmeye hazırdım.

(Khabib’in Vladimir Putin ile olan görüşmesinden kesitler yayınlıyorlar.)

S (8:08): Başkanın seni desteklemesi hakkında ne düşünüyorsun, senin için ne anlam ifade ediyor?

C: Vladimir Vladimirovich (Putin) sizi destekliyor ve direk olarak arayıp tebrik ediyorsa bu gerçekten büyük bir onurdur. Yalnızca benim çalışmamı değil, babamın da çalışmalarını takdir edip değerli bulduğunu dile getirdi. Çünkü babam ve ben 25 senedir salonda yan yanayız, belki daha da fazla. Henüz 5 yaşındayken hatırladığım tek şey salonda antreman yapmaya başladığım, lakin babam ilk salona girişimin 2 yaşında olduğunu söylüyor, tabi ben hatırlamıyorum. Bütün yaşantımızı salonda antreman yaparak geçirdik ve Vladimir Vladimirovich’in bizi desteklemesinden ötürü çok ama çok mutluyum. Ama şunu da söylemem lazım ki tüm ülke muhteşem bir destek gösterdi bize. Nereye gidersem gideyim… Doğrusunu söylemek gerekirse kendimde değilim bu hafta. Yani şöyle demeliyim, hayatım boyunca bu denli ünlü birisi olmadım ve bu şöhret biraz beni etkisine alıyor açıkçası. Biraz rahatsız edici geliyor bana. Ama kazandığın sürece bu sürmek zorunda. Javier’in de dediği gibi bunu kabullenip mücadeleye devam etmeliyiz.

S: Dövüş sonrasında, senin, UFC ve MMA hakkında bilgisi olmayan pek çok insan sporu ve seni tanıdı. Sanırım şu an en meşhur insanlardan birisindir. Rakibin Conor senden önce bu konumdaydı ancak o bu hayatı karısı ve çocuğuyla birlikte göz önünde yaşıyordu. Fanlar, senin özel hayatın hakkında hiçbir şey bilmiyor. Senin çocukların ve eşin hakkında bilgi sahibi olmak isteyen çok insan var. Daha önce bir röportajında belirtmiştin 20 yıl içinde oğlunun müsabakalarda olacağını. Bu henüz şimdiden onun adımlarını ölçüp tarttığını gösteriyor. Doğru mu düşünüyorum?

A (9:51): Bence öyle olacak. Eve geldiğimde ve oğlumu kemerime sarılmış şekilde uyuyorken gördüğümde diyorum: bence bu iyiye işaret. Kemere sarılarak uyuyor ve daha 1 yaşında bile değil. Bence naptığından haberi yok ama yine de bunu görmek insanı mutlu ediyor. Doğrusunu isterseniz, onun benim yaşadıklarımı yaşamasını istemiyorum. Çünkü herkes sanıyor ki profesyonel sporcu olmak çok havalı, ancak sizden neler aldığından çoğu kimsenin haberi olmuyor. Çoğu insan beni yaklaşık 40 dakika görüyor, o da dövüşlerde ve arenaya girerken. Ama benim 25 senelik harcadığım o çabanın, tüm o antremanların, dizimden, sırtımda, elimden ve kaburgalarımdan olduğum ameliyatların kimse farkında değil. 2 yılın önce dövüş kilosunu sağlamak için kilo kaybı aşamasında neredeyse ölüyordum. İnsanlar bunları görmüyor, ancak bu çok tehlikeli bir spor. İnsanlar profesyonel atlet gözüyle baksalar da bugün engelli bir birey olabilirdim. Devamlı sınırdasınız bu sporda. Ben oğlumun olimpik bir sporda mücadele etmesini istiyorum, profesyonel bir sporda değil! Yani boks, judo, serbest güreş gibi spor alanlarında. Bakalım nasıl olacak, ama şundan eminim o da benim gibi bir spor dalında antreman yapıp çabalayacak. Çünkü bizim ülkemizin sıkı elemanlara ihtiyacı var, ülkenin, ailelerinin onurunu koruması gereken genç bireylere. Özellikle Rusya şu an daha da güçlü hale geliyor ve şunu biliyorum ki bir şey ne kadar güçlenirse, ona olan nefret o kadar artar. Bu yüzden ülkemizin güçlü bireylere ihtiyacı var ve oğlum da bunlardan biri olacak.

(Burada ayılarla güreştiği video gösteriliyor ve bunun üzerine konuşuyorlar)

S: Karşına hangi rakip gelirse gelsin korkusuzca kabul etmek hangi özelliğinin ürünü?

C (14:08): Aslında anksiyete (kaygı) ve korku birbirine çok yakın ve birbiriyle ilişkili iki duygu. Anksiyete bence iyi, ancak eğer korkuyu tecrübe etmeye başlarsanız bu her şeyin sonu olur. Duygularını kontrol edememeye başlarsın, beynin kaslarına emirler gönderemez. Eğer korku sana nüfus ederse, vücudun tamamen kitlenir. Ancak anksiyete esnasında benim fonksiyonlarım daha yüksek seviyede çalışmaya başlıyor. Eğer duygularını kontrol etmeyi öğrenirsen, başarı gelecektir. 2 ay boyunca bir dövüşe hazırlanıyorsun: antremanlar, kiloyu sağlamak. Ancak oraya girdiğinde korku içine işlediği an tüm fedakarlıkların boşa gitmiş olur. Ben bile bu alandaki kontrolümü yıllar sonunda sağlayabildim, bir anda olabilecek bir şey değil bu. Bununla doğmuyorsun sonuçta, tabi ki bir şampiyon adayı olarak doğabilirsin herkes gibi, ancak şampiyon olmak istiyorsan çok ama çok çalışmalısın. Çalışma, tecrübe ve antrenörlerinden öğrenmek ve onları dinlemek en önemli şey.

Ayrıca rakibinle yüz yüze geldiğinde, rakibnin gözlerinden pek çok şeyi çıkarabilirsin ve söyleyebilirsin. Benim yüzüme bakabilirsiniz doğrudan gözlerine bakıyorum, onun gözlerine bakın bir de- çünkü gözler asla yalan söylemez. (bahsettikleri resim aşağıdadır.)

S: Bakışlarını mı kaçırıyordu senden?

C: Gözlerimin içine tek bir an bile bakamadı. Şey gibiydi, gözlerime bakıyor gibi yapıyordu ama aslında bakmıyordu, yani tam iki gözümün arasına bakıyordu ortada bir yerlere ki gözlerime bakıyor gibi gözüksün. Yani gözlerin etrafında yerlere bakıyordu, doğrudan gözüme bakmadı. Bir kere bile! Onca şey oldu, medya konferansları, tartıya çıkılması, halka açık antremanlar vs. ve her birinde onun biraz daha mental olarak kırıldığını hissediyordum. Kafese girdiğimizde yine onun doğrudan gözlerine baktım, duruşuna ve görünüşüne baktım ve o an anladım ki karşımdaki adam gerçekten kırılmıştı ve benle aynı kafeste olmak istemiyordu.

 

Köşeme döndüğümde bunu kardeşime söyledim ve bana bunları bırakıp dövüşe odaklanmamı söyledi. Ben de ona rahat ol her şey yolunda dedim.

S: Dövüşten önceki gün nasıl uyudun?

C: Çok iyi uyudum, çünkü bir gün önce uyuyamamıştım. Çok ciddi bir kilo kaybı yaşamam gerekiyordu. 7 saat öncesinde tartıyı sağlamıştım. Aslında nöbetler ve inmeler geçirdim kilo kaybı esnasında, midem de hiçbir şey olmamasına karşın kusuyordum. Gerçekten çok kötü hissettim. Eğer dövüşü kaybetseydim büyük ihtimalle bunları söylemezdim, çünkü bir bahane gibi görünürdü. Çok şükür her şey iyiye döndü ve kazandım. Ama gerçekten kendimi çok kötü hissettim.

Psikoloji gerçekten çok önemli. İkinci olarak da kondisyon gelmekte. MEntal olarak hazır değilseniz fiziksel yetenekleriniz size yardımcı olmaz. Ben dövüşlere bu iki olguyu oturtarak hazırlanırım. Mentalitem her zaman sabittir, dini inancım da bu yolda bana yardımcı oluyor.

S: Sence bu dövüş neden bu denli büyük bir hale geldi? Dövüşe giderken ki süreçteki davranışların sence bunda rol oynadı mı?

C: Bu noktada Conor’ın hakkını vermek gerekiyor. Gerçekten çok popüler. Ben onla dövüşmeden önce onun kadar popüler miydim? Sanmıyorum. Bir atlet olarak ondan daha iyi olduğumu zaten ıspatladım, ancak iş popülariteye gelince benden çok daha renkli bir kişiliğe sahip. Nasıl göründüğünü bilmiyorum ama dövüş öncesinde böyleydi. İkinci olarak da bu iki ülke arasında bir müsabakaydı benim gözümde. UFC 205 sonu röportajımda Rusya 150 milyon İrlanda yalnızca 6 milyon nüfusa sahip dediğimi hatırlarsınız. Orada kimseyi kızdırmak değildi amacım. Benim kemer için dövüşmem gerektiğini söylediğimde insanlar beni yuhalıyordu, ben de onlara bunu söyledim ve görelim kim daha iyi demekti amacım. Ayrıca bu iki kültür arasında da bir müsabakaydı. Onun davranışları ve benim onun davranışlarına karşı tutumlarım. İnsanlar buna çok fazla ilgi duydu. Ve tabi ki dövüş sanatları tarihinde yaşanmamış bir olay olan, Brooklyn’de yaşanan otobüse saldırı olayının da büyük bir etkisi var bunda. İki üç kişiyi öldürebilirlerdi ve hatta bir kişinin gözlerine gelen camlardan dolayı kör kalma ihtimali oldu. Bunu tüm dünya izledi. Şunu söylemem gerekiyor ki UFC bu dövüşü satmak adına bu görüntüleri kullandı ve bu beni çok rahatsız etti. Allah’tan sadece şunu istedim: beni bu adamla kafese koymasını ve kimin ne olduğunu herkese göstermeyi. Kim gerçekten otobüste korkarak oturdu, kim oturmadı!

S: Gel son kez otobüs olayında neler yaşandığına bakalım (Otobüs videosu yayınlanıyor.) Tüm her şey böyle başladı. Bu provakasyon işe yarayıp sen o otobüsün dışına çıksaydın neler olabilir düşünmek bile istemiyorum…

C: Şanslıyız ki bu hikayeyi sonlandırabildik ve sonunda ne olduğunu hepiniz gördünüz. İkinci olarak tüm bu yaşananlar ile ilgili son olarak şunları söylemek istiyorum.

Kamp boyunca benim yanımda 20 kişi vardı (UFC 223’den bahsediyor). Kendi otobüsümüzü kiralamıştık, gidelim antreman yapalım ve geri dönelim rahatça diye. İlginç olan ne biliyor musun? UFC o gün bana medya gününe yalnız başıma gitmemi söyledi. Ben de takımımla gitmedim ve diğer dövüşçülerle birlikte otobüse bindim. Benim yanımda yalnızca iki kişi vardı, biri menajerim Ali, diğeri de arkadaşlarımdan biri. Dikkatlice görüntülere bakarsanız, otobüs dışarı çıkıyor ve bir an durup geri geri gidiyor. Niye? Neredeyse dışarı çıkmıştık. Sonra bakın görüyorsunuz bir anda kalabalık üstümüze saldırmaya başlıyor. Otobüs şoförü burada ne yapmaya çalışıyor? Buranın dışına çıkmak yerine duruyor ve geri geri gidiyor? Tüm bu durumlar hakkında çok fazla soru işareti taşıyorum. Acaba bunu UFC’mi planladı? Sonra bize her köşeden saldırmaya başladılar, yaklaşık 20 kişilerdi. UFC’den 10 koruma vardı ve çoğu zaten Conor’ın peşinden gidiyordu. %70 olarak eminim ki bunların hepsi UFC tarafından kurgulanıp planlandı. Dışarı çıkmayı çok istedim, bunu otobüsteki tüm dövüşçülere sorabilirsiniz. Zaten tüm olay 1.5-2 dakika kadar sürdü. Bu olay halen bende bir çok soru işareti barındırmakta. Ayrıca bir noktaya daha dikkat çekmek isterim. 2013 yılında Conor ve ben çok kez mesajlaştık. Hala konuşmalar duruyor bende ve hiçbir problemimiz yoktu. Sonra tüm bu olaylardan sonra madem beni bulmak istiyorsun, neden bana mesaj atmadın? Bana diyebilirdi şuraya gel, şu kadar adamla ya da tek başına. Yemin ediyorum giderdim. Ama bir bakıyor ki Conor otobüs saldırısına 20 kişiyle geliyor ve ne tesadüf ki o an tüm kameralar orda. Hatta kendi medya çalışanları bile gelmişti (MacLife’dan bahsediyor). Bir diğer tuhaflık da şu ki Barkleys arena kocaman bir yer. 20 bin kişilik bir arena. Nasıl olur da bizim tam o saatte orada olduğumuzu bilebilirler? İlk aklıma takılanlardan biri de buydu. Sonra da 20-30 sinirli adamı arenaya alıp aşağıda otobüsün olduğu yere sokan UFC çalışanları kimlerdi? Nasıl böyle bir şeye izin verdiler Medya gününde! Çok garip. Orada o kadar koridor kapı yol mevcutken direk olarak bizi buldular ve saldırdılar. Çok kişi benim aptal olduğumu düşünebilir, çünkü ben bir atletim. Ancak ben kendimi ve beyin fonksiyonlarımı çok iyi eğittim. 15 yıllık dövüş kariyerim boyunca çok da yumruk almadım. Anlayacağınız beyin fonksiyonlarım gayet iyi çalışıyor.

S: Dövüşten sonra olanlar hakkında ne düşünüyorsun? Sence hata mıydı sonda yaşanan olaylar?

C: Bence herkes hata yapabilir, ancak benim artık hata yapma lüksüm yok. İçten içe bunun bir hata olduğunu düşünüyorum. Her ne yaşandıysa yaşandı ve onların takımı gibi davranmamamız gerekiyordu. Ancak tüm yaşananlardan sonra onlara hadlerini bildirmeyi istedim. Bilmiyorum ya… Bu konuda cidden karmaşık duygular içerisindeyim. Ancak en nihayetinde hata olduğunu düşünüyorum.

S: (Soru şampiyon boksör Svetlana Andreeva’dan geliyor) Ben de dövüş hakkındaki düşüncelerimi ve hislerimi dile getirmek istiyorum çünkü seni destekledim ve sana pozitif bir sonuç diledim. Bir şey beni endişelendiriyor o da Zubaira Tukhugov ve takımındaki diğer kişilerin akıbeti ne olacak?

C: UFC’e gerekli şeyleri söyledim. İnanabiliyor musun, savaşa gidiyorsun ve senle birlikte olan biri senin yüzünden zarar görüyor. Savaşı kazanmışsın, evine gidip uyumak istiyorsun, hatta uyuyorsun ama senin peşindeki arkadaşın hala yara almış durumda zarar görüyor. Bu benim gibi bir adamın kabul edebileceği bir şey değil. Onlara eğer onu kovarsanız %100 olarak beni de kaybedeceksiniz diye ültimatom koydum.

S: Bu da senin büyük duyurun oldu, ültimatom, eğer senin arkadaşını temize çıkarmazlarsa sen de UFC’yi terkediyorsun yani?

C: Daha şimdiden benim sonraki dövüşümün planları için masaya oturmak istiyorlar. Onlara bir dakika biraz orada durun dedim. Ağır olun biraz. Takımımı cezalandırdınız ve sizle iş birliği yapmamı mı istiyorsunuz? Bu asla olmayacak. Çünkü bunu biz başlatmadık, biz sadece bitiren taraf olduk. Biz Sambo dövüşçüleriyiz. Sambo Samooborona anlamına geliyor (silahsız savunma sanatı). Biz silahsız bir şekilde mücadele ettik. Profesyonel kendini savunabilen kişilere karşı onurumuzu haysiyetimizi savunduk. Şimdi benim paramı elinizde tutuyorsunuz, takım arkadaşımı kovuyorsunuz ve benle diğer dövüşü konuşmaya çalışıyorsunuz. Bu asla olmayacak! Benim takımımdaki tüm problemler çözülmedikçe, kardeşlerime yapılan haksızlık son bulmadığı sürece beni sakın aramayın!!!

S: (Kalabalıktan biri Khabib’e sen Rus değilsin ve Kaliforniya’da yaşıyorsun, Rusyaya’da dönmeyeceksin diyen bir gazete yazısından bahsediyor)

C: Buraya dövüşüm hakkında konuşmak için geldim. Beni rahatsız eden konuları tartışmak istiyorsan eğer, yanlış yapıyorsun. Bunu yapmayacağım çünkü. (Ortam da bir anda garip ve negatif bir hava oluşuyor ve Khabib durumu toparlamak adına). Bazı gazeteler benim Rus değil Dagistanlı olduğumu söylüyor ve Kaliforniya’da yaşadığımdan bahsediyor. Bunu tartışacak değilim, ama şunu bilin ki ben Dağıstan dağlarında yaşıyorum. Evim orada ve şu an yeni bir ev inşa ediyoruz. Ben kim olduğumu biliyorum. Ne dersem diyeyim benden hoşlanmayan insanlar olacak ve bana bıçak darbeleri vuracaklar. Tek bir şey diyeceğim, ben Rusya pasaportuna sahibim. Tüm bu provokasyonları sanırım çürütmek için yeterli bir neden bu.

1998 yılında babam Dağıstan başkenti Makhaçakala’ya yerleşiyor. Biz 16 kardeşiz. Bazılarımız okula, bazılarımız üniversiteye gidiyor. Bazılarımız da akademisyenlik ve öğretmenlik yapıyor. Evde askeri disiplin var. Bu sebeple biz çok ama çok yakın bir aileyiz. Gün gün planlı yaşıyoruz. Bu askeri disiplin gördüğümüz evde annemiz ve kız kardeşlerimiz yoktu, tüm her şeyi kendimiz yapıyorduk. 11 sene kadar tek bir evin içinde beraber yaşadık. Bu evden biri UFC şampiyonu olmak üzere 5 dünya şampiyonu, diş hekimleri doktorlar ve akademisyenler çıktı.

Khabib Nurmagomedov bugün itibariyle Türkiye İstanbul’a iniş yaptı ve bizlere yarın hava alanı açılışında olacağı bilgisi ulaştı. En yeni röportajlar, bilgiler ve gelişmeler için bizi takipte kalın



CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here