25. Yıla Özel UFC Octagonunun Hikayesi

811


Bilindiği üzere, UFC Sekizgeni dövüş sporlarının kolezyumudur. Her dövüşçünün en büyük hayallerinden bir tanesi orijinal adıyla Octagonun içerisine ayak basarak orada mücadele edebilmektir.

Karışık dövüş sanatları (MMA) bugüne kadar -buna boks ringi de dahil olmak üzere- çok sayıda kafes varyasyonu içeren mücadele alanlarında sahne bulmuştur. Her bir dövüş organizasyonu kendi oyun sahasını icat ederek seyircilerin ilgisini daha çok çekecek dövüş arenasını bulmaya yoğun çaba harcamışlardır.

Octagon bu noktada kendi markasını oluşturmuş patentli bir üründür ve MMA alanındaki en popüler dövüş sahasıdır.

Gelin hep beraber MMA oyun sahalarının gelişimine kısa bir göz gezdirelim.

1990’lı yıllarda, Semaphore Entertainment Group (SEG) yeni bir eğlence içeriği arayışındaydı. UFC’nin yaratıcısı ve kurucusu olan Art Davie 1989 yılında bir Playboy magazin dergisinde Gracie adında bir ailenin üyesi olan Rorion Gracie’nin meydan okuma yazısını görür. Yazıda Gracie adındaki bir ailenin üyeleri kendi oluşturdukları dövüş disiplini adına, farklı disiplindeki dövüş sanatlarına meydan okuyorlardı. Bu fikri Art Davie 1993 yılında Gracie ailesiyle anlaşarak SEG’in masasına “War of the World’s” adıyla koyduğu zaman, eminim ki bugün 25. yılına tanık olduğumuz dünyanın en büyük dövüş organizasyonu olan UFC’nin ilk adımlarının atıldığına kimse ihtimal vermemiştir.

Organizasyonun konsepti çok basitti. Farklı dövüş disiplinleri kendi sanatlarını temsil ederek birbirleriyle minimal kurallar eşliğinde dövüşeceklerdi. Tabi ki bu mücadelenin temelinde Brazilian Jui-Jitsu’nun (BJJ) tüm diğer disiplinlere meydan okuması yatıyordu.

Bu karışık dövüş sanatları organizasyonunun ilk etkinliği UFC 1 adıyla 12 Kasım 1993’te yapılmıştır. Organizasyon dövüş sporları fanatiklerinin pek çok sorusuna cevap verme şansı sağlamaktaydı. “Acaba bir güreşçi bir boksörle başa çıkabilir mi?”,”Tekvando mu Judo mu?”.

UFC 1 adına her şey belliydi: organizasyonun yapılacağı yer, katılacak dövüş sanatları ve bu sanatların ustaları, öde ve izle sistemi. Geriye sadece bu dövüşlerin nasıl bir alanda gerçekleştirileceği kalıyordu.

Gracie ailesi ve SEG bu konu hakkında haftalarca, hatta aylarca kafa yormuşlardır. Nasıl bir modelin içerisinde dövüşçülerin gladyatör izlenimi vereceğini ve seyircilerin de kana susamış bir biçimde gerçek bir dövüş gösterisine kendilerini kaptıracağını hesaplamaya çalışıyorlardı. Çünkü görselliğin önemi her şeyden önce bilimsel bir gerçekti. İşler bu noktadan sonra daha da ilginç hale gelmeye başlıyordu.

İlk öneri SEG’den gelmişti. SEG gladyatör arenası tipi bir alan kurup tıpkı arenadaki gibi alanın çevresine seyirci koltuk düzeni yerleştirme fikrini önermişti. Bu fikir Gracie ailesi tarafından demode ve çok basit bulunarak reddedilmiştir.

Bu fikir tutmayınca SEG daha da komik bir öneride bulunarak ortadaki dövüş alanının etrafına hendekler açıp içerisine piranalar(evet bildiğimiz et yiyen piranalar!!) yerleştirme teklifiyle geldiğinde ise, Gracie ailesi bu teklifi sapkınca ve iğrenç bularak görüşmeyi sonlandırmışlardır. Bunun üzerine UFC fikrini hayata koymaya kararlı olan SEG, fanteziden ziyade gerçekçi modeller üzerine yoğunlaşmıştır.

Yeni düşündükleri konsept, dövüşçüleri çevreleyen pleksiglas bir küp biçimdeki çadırdı. Dövüşçülerin dövüş esnasında tüketecekleri enerji ve maruz kalacakları ısı düşünüldüğünde bu fikir de elimine olmuş oldu. Ayrıca dövüşçülerden biri dövüşün hararetinde pleksiglas duvarları, karşısındaki rakibine ciddi boyutlarda zarar vermek için de kullanabilirdi (Kafasını plastik cama vurmak gibi).

Octagon konsepti nihayet Gracie ailesinin bir sokak kavgası alanına sahip bir arena istediklerini belirtmelerinden sonra profesyonel tasarım yardımları alınarak gerçeğe dönüştürülebildi.

UFC kafesi sekizgen yapıda metal zincirli bağlantılarla birbirine iliştirilmiş duvarlardan meydana gelmektedir. Yapının çapı 9.8 metredir ve kafes yüksekliği yaklaşık 1.7 metredir. Kafesin üzerine oturtulduğu platformun yerden yüksekliği ise 1.2 metredir. Aynı zamanda birbirinin karşısında iki giriş çıkış kapısı vardır.

Kafesin en çekici yanları hem görsel olarak sokak dövüşü alanını anımsatması hem de katılan dövüş severlerin dövüşü net olarak görmesine olanak sağlamasıdır. Televizyon ekranından bakıldığında da diğer kafes tiplerine kıyasla Octagon çok daha net bir görüş açısı sağlamaktadır.

Günümüze kadar gelen süreçte UFC, Octagon konusunda asla geriye dönüp bakmadı ve Octagonu günümüzdeki dövüş arenalarının zirvesine taşıyarak bir standart haline getirdi.

Diğer dövüş organizasyonları tarafından kullanılan dövüş sahalarına kısaca göz atalım:

Pride FC, Affliction, Shooto gibi organizasyonlar klasik iplerle çevrili ring kullanmışlardır. Bu modelin en büyük sıkıntısı dövüşçülerin ring dışında fırlamaları ve kazaların gerçekleşme olasılığının yüksek olmasıdır. Çünkü boks veya kickbokstaki gibi kontağın sınırlı olduğu bir mücadele söz konusu değildir. Dövüşün yerde devam ettiği ve dövüşçülerin birbirlerini yere düşürdüklerindeki etki de göz önüne alındığında ringin MMA için çok da sağlıklı bir model olmadığı aşikardır. Zaten Pride takipçileri çok iyi bilir ki iplere yakın ve yerde devam eden dövüş çoğu zaman hakem tarafından ortaya alınırdı. Bu dövüşçünün pozisyon avantajını kaybetmesine, eğer altta olan dövüşçü zor durumdaysa kendisine gelmesi için zaman kazanmasına sebep olmaktaydı.

UFC’den sonra aktif varlığını sürdüren en büyük dövüş organizasyonu olan Bellator ve yine büyük organizasyonlardan bir tanesi olan ONE FC ise dairesel kafes kullanmaktadır. Bu kafes tipi köşeli kafes yapılarından farklı olarak dairesel izdüşümüne sahip olduğu için yere düşürmelerde kolaylık sağlamaktadır. Çünkü Octagon’da dövüşçü kendisini köşede sıkıştırıp düşürme girişimlerine karşı ayakta kalabilmek adına daha yüksek güç sağlayabilmektedir. Dairesel kafeste her şeyden önce kafese yaslanıp dövüşürken köşegenlere denk gelen noktalardaki sürtünme azalmaktadır.

Yine gelişmekte olan organizasyonlardan bir tanesi olan Professional Fighters League’de, dövüşler dekagon yani ongen bir kafeste gerçekleşmektedir.

Peki ya siz bir dövüş organizatörü olsanız ne tarz bir dizaynı ne sebeple kullanmayı tercih ederdiniz?